Q Humması: İnsan ve hayvanların ortak hastalığı

Zoonoz hastalık Q Humması

Q humması zoonotik bir hastalıktır. Başka bir ifadeyle, hayvanlarda görülen bir hastalık olan Q humması insanlara da bulaşabilmektedir. Birçok hayvan türü Q hummasına duyarlı olmakla birlikte, hastalıktan en çok etkilenen türler sığır, koyun ve keçi gibi ruminantlardır.

İnsanlar Q hummasına nasıl yakalanır? 

Ruminantlarda Q hummasının başlıca klinik belirtileri; abortlar, ölü doğumlar, metritis ve plasentanın atılamaması gibi üreme sistemi bozukluklarıdır. Bu nedenle, vajinal akıntılar, abort edilen fetüsler ve fötal ekler yüksek miktarda bakteri içerebildiğinden başlıca enfeksiyon kaynakları olarak kabul edilir.

Q hummasına neden olan bakteri olan Coxiella burnetii, dışkı ve süt ile de çevreye saçılabilmektedir. Bu nedenle gübre de önemli bir enfeksiyon kaynağıdır. Buna karşın, süt tüketimi yoluyla bulaşma riskinin ihmal edilebilir düzeyde olduğu kabul edildiğinden, süt daha düşük riskli bir materyal olarak değerlendirilmektedir.

Hayvanlarda ve insanlarda bulaşma, hava yoluyla gerçekleştiği için, bakteriler çevreye bırakılan enfekte materyallerden hava akımları aracılığıyla yayılır. Bu durum özellikle plasentaların altlık üzerinde bırakılması veya gübrenin rüzgarlı havalarda tarlaya uygulanması sırasında önem kazanır. Bakteriler çok küçük olduğundan, rüzgarla kolaylıkla taşınarak 18 km'ye kadar yayılabilmektedir.

Bu nedenle, Q humması açısından enfeksiyon riski en yüksek olan kişiler; hayvanlarla yakın temas halinde çalışan çiftçiler, veteriner hekimler, tohumlama teknisyenleri, mezbaha çalışanları gibi meslek grupları ile enfekte işletmelerin yakınında yaşayan veya çalışan kişilerdir.

Dolayısıyla Q humması, maruziyet riski taşıyan kişiler açısından oldukça bulaşıcı bir hastalık olarak kabul edilmektedir.

İnsanlarda Q hummasının klinik belirtileri

Ruminantların aksine, insanlarda Q hummasının klinik tablosunda abortlar görülmez. 

Vakaların büyük çoğunluğunda (%60), Coxiella burnetii enfeksiyonu herhangi bir klinik belirti göstermeden seyreder. Geriye kalan %40'lık bölümde ise enfeksiyon, grip benzeri bir sendrom ile karakterizedir. Bununla birlikte, hastaların %4'ünde hastaneye yatış gerektiren hepatit, akciğer enfeksiyonu, menenjit veya ensefalit gibi komplikasyonlar gelişebilir. Hastalığın bu akut formu özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerde görülmektedir.

Q humması enfeksiyonlarının %2'si kronik forma ilerler. Kronik hastalık; kardiyovasküler hastalıklar (endokardit veya vasküler enfeksiyonlar), kronik yorgunluk ya da gebe kadınlarda abort ve prematüre doğum şeklinde kendini gösterebilir.

Bu nedenle, Q humması çoğu vakada hafif seyirli bir hastalık olsa da, hastaneye yatış gerektirebilen komplikasyonlar ve kronikleşme riski nedeniyle ciddi bir hastalık olarak değerlendirilmeli; gerekli koruyucu önlemler ve biyogüvenlik uygulamaları hayata geçirilmelidir.

Coxevac zoonoz şema

 

İnsanlarda görülen büyük Q humması salgınları 

Avrupa Birliği'nin Kasım 2021'de yayımlanan son One Health Zoonoz Raporu'na göre, Avrupa Birliği ülkelerinde insanlarda 523 doğrulanmış Q humması vakası bildirilmiştir. Bu sayı ilk bakışta düşük görünse de, şu nedenlerle dikkatli değerlendirilmelidir:

Enfeksiyonların büyük bir kısmı asemptomatik seyreder veya yalnızca grip benzeri hafif belirtilerle ortaya çıkar. Bu nedenle gerçek vaka sayısının bildirilen rakamların oldukça üzerinde olduğu düşünülmektedir.

Avrupa'da 2020 yılında Q hummasına bağlı olarak 5 kişi hayatını kaybetmiştir.

Toplu bulaşma vakaları düzenli olarak görülmektedir. Bunların çoğu sınırlı sayıda kişiyi etkiler. Örneğin, 2014-2015 yıllarında Avustralya'da dört ay içerisinde 14 doğrulanmış vaka, 2017 yılında ise Fransa'da iki ay içerisinde 11 doğrulanmış vaka bildirilmiştir.

Ancak bazı durumlarda salgınlar çok daha uzun sürebilmekte ve çok sayıda kişiyi etkileyebilmektedir. Şimdiye kadar tanımlanmış en büyük insan Q humması salgını, 2007-2010 yılları arasında Hollanda'da yaşanmıştır. Bu dönemde toplam 4.026 vaka bildirilmiş, bunların 2.354'ü yalnızca 2009 yılında görülmüştür. İnsanlardaki enfeksiyonun kaynağının koyun ve keçi işletmeleri olduğu belirlenmiştir. Halk sağlığı ve veterinerlik otoriteleri arasındaki iş birliği sayesinde biyogüvenlik önlemlerinin uygulanması ve hayvanların aşılanması yoluyla salgın kontrol altına alınabilmiştir.

Bu nedenle Q hummasının zoonotik riski oldukça önemlidir. Risk faktörlerinin iyi anlaşılması ve işletmelerde biyogüvenlik önlemleri ile aşılama programlarının etkin şekilde uygulanması, insanlara bulaşmanın önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir. Bu durum özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerin veya gebe kadınların çalıştığı işletmeler için daha da önem taşır. Ayrıca işletmeye ziyaretçi kabul edildiğinde de bu risk mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.