RUMINANTS TR

Koyun ve Keçilerde Dış Parazit Kontrol Stratejileri

Written by Philippe Gisbert (Ruminant İş Birimi Global Teknik Müdürü) | Oct 16, 2026, 9:20:29 AM

Giriş

Koyun ve keçilerde dış parazitler, hayvan refahını, büyüme performansını, süt verimi ve kalitesini olumsuz etkileyen, bazı durumlarda ise ölümlere yol açabilen ve küçükbaş hayvancılık üretimini önemli ölçüde sınırlandıran sorunların başında gelir. Bu hayvanlarda en sık karşılaşılan ektoparazitler arasında bitler (Bovicola ovis, Linognathus spp.), akarlar (Psoroptes ovis, Sarcoptes scabiei, Chorioptes spp.), keneler (Rhipicephalus microplus, Ixodes ricinus) ve miyazise neden olan sinekler yer alır. Ektoparazitlerin etkin kontrolü; sürü yönetimi, hijyen uygulamaları ve antiparaziter tedavilerin bilinçli kullanımını bir araya getiren kapsamlı bir yaklaşım gerektirir.

Kontrol programlarının başarısı, parazitin doğru tanımlanmasına ve epidemiyolojisinin iyi anlaşılmasına bağlıdır. Bitler genellikle ılıman bölgelerde kış aylarında sorun oluşturur ve çoğunlukla doğrudan temas yoluyla yayılır. Uyuz etkeni akarlar, özellikle hayvan yoğunluğunun yüksek olduğu barınaklarda büyük popülasyonlara ulaşabilir. Keneler ise bitki örtüsünde bulunur ve meraya çıkan hayvanlar için daha yüksek risk oluşturur. Konak görevi gören yabani hayvanlar da parazitleri evcil türlere taşıyabilir. Ayrıca mikroiklim koşulları da dış parazitlerin yayılımı ve yaşam döngüsü üzerinde önemli bir etkiye sahiptir.

Ektoparazitlere karşı direnç vakalarının giderek daha fazla bildirilmesi nedeniyle, teşhis yapılmadan uygulanan “kör” tedaviler maliyetleri artırmakta ve başarısızlık riskini yükseltmektedir.

Sürü Yönetimi ve Hijyen Uygulamaları Koyun ve Keçilerde Dış Parazitleri Nasıl Azaltabilir?

İyi bir sürü yönetimi, karantina uygulamaları, uygun barınak hijyeni, hayvanlar arasındaki temasın azaltılması ve otlatma alanlarının dikkatli şekilde yönetilmesi yoluyla parazitlerin yayılımını azaltmaya yardımcı olur. Bu ilaç dışı önlemler, tedavilerin etkinliğini artırabilir ve aynı zamanda parazitlerde direnç gelişimini yavaşlatmaya katkı sağlayabilir.

Karantina ve “Kapalı Sürü” Prensipleri

Salgınların önemli bir kısmı sürüye dışarıdan satın alınan hayvanlarla başlar. Bunu önlemek için güçlü bir karantina protokolü uygulanmalıdır. Bu protokol; yeni gelen hayvanların ideal olarak 2-3 hafta süreyle fiziksel olarak izole edilmesini, kaşıntı, yapağı kaybı, kabuklu deri lezyonları ve bit yumurtaları gibi belirtiler açısından dikkatlice muayene edilmesini ve klinik olarak tamamen temiz olduklarından emin olunana kadar sürüye katılmamalarını kapsamalıdır. Bu uygulamalar, özellikle yakın temas yoluyla hızla yayılan uyuz etkeni akarlar ve bitlerin kontrolü açısından büyük önem taşır.

Barınak Hijyeni ve Çevresel Kontrol

Çoğu ektoparazit yaşam döngüsünün büyük bölümünü konak üzerinde geçirse de, çevresel faktörler de önemli bir rol oynar:

  • Hayvan barınaklarında yoğunluğun azaltılması, bit ve akar gibi parazitlerin doğrudan temas yoluyla bulaşmasını sınırlandırır.
  • Altlıkların temiz ve kuru tutulması önemlidir; nemli ve sıcak koşullar deri hastalıklarını destekler ve parazit enfestasyonlarını gizleyebilen kaşıntılı deri sendromlarını şiddetlendirebilir.
  • Kırkım zamanının doğru planlanması, bit yükünün azaltılmasına yardımcı olur ve topikal tedavilerin uygulanmasını kolaylaştırır.
  • Ekipman hijyeni: Kırkım ekipmanları ve hayvan ayırma panelleri parazitlerin mekanik olarak taşınmasına neden olabilir. Bu nedenle ekipmanların farklı hayvan grupları arasında temizlenmesi, basit ancak sıklıkla göz ardı edilen önemli bir uygulamadır.

Mera ve Otlatma Yönetimi (Özellikle Keneler İçin)

Keneler; mera kenarları, çalılık alanlar ve nemli bitki örtüsü ile yakından ilişkilidir. Kenelerin etkisini azaltmak için, yüksek riskli otlatma alanlarından (yoğun bitki örtüsü, yüksek nem, ağaçlık alanlar ve yabani hayvanlarla temas olasılığının bulunduğu bölgeler) kenelerin en aktif olduğu dönemlerde kaçınılmalıdır. Ayrıca, mera ve tarla kenarlarındaki bitki örtüsünün biçilmesi ve mümkün olduğunda çalılık alanların temizlenmesi önerilir. Çitlerin kullanılması da geyik ve yaban domuzu gibi kene popülasyonlarının artışına katkıda bulunan yabani hayvanlarla teması sınırlandırarak koruyucu bir rol oynayabilir.

İzleme ve Hedefe Yönelik Müdahale

Tedavilerin izleme sonuçlarına göre hedeflenmesi, entegre parazit yönetimi prensipleriyle uyumludur ve direnç gelişimine yönelik seçilim baskısını azaltır (Wall, 2012; Bowman, 2020).

Hayvan sağlığının yönetiminde düşük maliyetli ancak oldukça etkili uygulamalardan biri rutin skorlamadır. Bu uygulama; deri problemlerini takip etmek amacıyla kaşıntının düzenli olarak değerlendirilmesini ve lezyonların haritalandırılmasını, parazit enfestasyonlarını izlemek için bit sayımlarının yapılmasını veya yapağının ayrılarak kontrol edilmesini içerir. Ayrıca, parazit yükünün değerlendirilmesi amacıyla belirlenen kontrol hayvanları üzerinde kene sayımı yapılmasını da kapsar. Son olarak, tedavi sonuçlarının 2-4 hafta sonra değerlendirilmesi, uygulanan müdahalelerin etkinliğinin doğrulanmasını ve gerektiğinde gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlar.

Koyun ve Keçilerdeki Dış Parazitlere Karşı En Etkili Ürünler:

Makrosiklik Laktonlar

Makrosiklik laktonlar (ML'ler), son otuz yılda küçük ruminantlarda ektoparazit kontrolü alanındaki en önemli farmakolojik gelişmelerden birini temsil etmektedir. Bu bileşikler, omurgasızların sinir ve kas hücrelerinde bulunan glutamat kapılı klor kanallarına seçici olarak bağlanarak etki gösterir ve parazitte geri dönüşü olmayan hiperpolarizasyon ile felce neden olur.

Çoğu makrosiklik laktonun önemli bir sınırlaması, laktasyon dönemindeki süt hayvanlarında kullanımının kontrendike olmasıdır. Eprinomektin bu sınırlamanın üstesinden gelmektedir. Kendine özgü fizikokimyasal özellikleri sayesinde süt/plazma dağılım katsayısı oldukça düşüktür ve bu nedenle sütte ihmal edilebilir düzeylerde kalıntı oluşur (Alvinerie ve ark., 1999). Sonuç olarak, eprinomektin küçük ruminantlarda süt için herhangi bir arınma süresi gerektirmeden kullanılmasına izin verilen tek makrosiklik laktondur.

Önemli Mesajlar

Pratikte, entegre bir dış parazit kontrol planı genellikle şu adımlardan oluşur:

  • Başlangıç tanısı: Parazitin doğru şekilde belirlenmesi ve mevsimsel dağılımının ortaya konulması.
  • Hijyen ve yönetim uygulamalarının iyileştirilmesi: Karantina uygulamaları, altlık yönetimi, hayvan yoğunluğunun kontrolü ve mera yönetimi.
  • Hedefe yönelik tedavi: Uygun ilaç grubunun ve uygulama yolunun seçilmesi, gereksiz tedavilerden kaçınılması, etki mekanizmalarının dönüşümlü kullanılması ve yetersiz doz uygulamalarının önlenmesi.
  • Sonuçların doğrulanması: Klinik iyileşmenin değerlendirilmesi ve parazit kontrollerinin yapılması.

 

Referanslar

Alvinerie, M., Sutra, J. F., Galtier, P., & Mage, C. (1999). Pharmacokinetics of eprinomectin in plasma and milk following topical administration to lactating dairy cattle. Research in Veterinary Science, 67(3), 229-232.

Bowman, D. D. (2020). Georgis’ Parasitology for Veterinarians (11th ed.). Elsevier.  

Taylor, M. A., Coop, R. L., & Wall, R. L. (2016). Veterinary Parasitology (4th ed.). Wiley-Blackwell.

Wall, R. (2007). Ectoparasites: future challenges in a changing world. Veterinary parasitology, 148(1), 62-74.